Perşembe, Şubat 02, 2006

Trigonometrinin anlamı!

Trigonometri dersinin anlam ve önemini bilen var mı? Ben bu yaşıma geldim hala ne işime yaradığını çözemedim de... sinüsü, tanjantı, kosünüsü, pi sayısını da kullanamadım daha.
Okulda ne kadar gereksiz şeylerle boş kafamızı doldurmaya çalıştılar. Çinkonun kimyadaki sembolü hangi harfti, peki ya manganezin? İridyum “I” mıydı? “N” atom muydu? Her ne idiyse hatırlamıyorum. Bi tek bulmaca çözerken işimize yarar zaten bu kısaltmalar. Bugüne kadar ne iş görüşmesinde işime yaramıştır ne ay sonunu getirmeye çalışırken, ne alışveriş yaparken ne de müşteriye mal satmaya çalışırken.
“Ama lütfü bey öyle demeyin, bakın deneyimsiz olabilirim, ama 2 dakkada en zor trigronomi porblemini çözebilirim, lisede tirgronomi ustasıydım ben, o yüzden şirketinizin benle çalışmaması büyük hata!”
“Evet Mehmet bey, haklısınız size konsinye ürün veremiyoruz, şirket politikamız bu filhakika, C2HN3’ün hangi elementler olduğunu ben ve ekibim ezbere biliriz, tüm ödeüllü bulmacaları sizin adınıza çözebiliriz”
“Bak, Hilmi usta, evim su bastı, musluğun contası gevşemiş dedin, arada bir kontrol etmeniz gerekirdi diye beni suçluyosun, oysaki sen bu musluğu daha geçen ay tamir etmiştin. Ben ne anlarım musluk contası değiştirmekten; oysa sor bana havuz problemi, 2 saatte 5 vanayı açarak doldurduğum havuzu, 1 saatte kaç vanayla boşaltabileceğimi ezbere yaparım şimdi.”

Yaaa işte ben hala anlamış değilim. Çocukken neler öğrenmek zorunda kalmışız, şimdi soruyo bana bizim komşunun himinileri,
“Ya abla ya, benim bi trigonometri problemim var ,örtmen verdi; yardım etsene”
Ben tıssss tabi. Ne bileyim, nerden hatırlayayım? E peki neden o kadar ciddiye alıp okuduk biz o konuları boşu boşuna. Büyüyüp gelecekte Hawkings ya da Einstein çıksam ne ala; hollanda ineğinin kaç cins olduğunu, merinos koyunundan yılda kaç kilo yün çıktığını, pi sayısının ne gibi bir işe yaradığını, missipinin kaç kilometre uzunlukta olduğunu, ya da neden bir çemberin yarıçapına takılıp kaldığımızı, havuz denen ve sadece yüzmeye yarayan güzel bir ortamın neden “problem” haline getirildiğini halen anlayabilmiş değilim.
Aristo mantığı da bana hala yavan gelir mesela. Aynı mantığı bugün iş ortamında kullanmamız da delilik ya da intihar olabilir. Düşünsenize “hayat acıdır, salça da acıdır, o zaman hayat salçadır” mantığını hayat felsefesi edinip benzer bir tümevarımla patronunuza söylüyorsunuz.
“Sayın patron; söylediğiniz şey tam bir saçmalık; sözleriniz saçmalıktır, saçmalık aptallıktır, o halde siz bir aptalsınız!” “Pardon, ne dedin sen?” “Ben demedim efendim, Aristo demiş bunu; Aristo mantığı deniyor, siz lisede almadınız mı mantık dersini? Hayatın anlamı bu ders, ben aristo mantığı ile hareket etmeyen patronla çalışamam efendim, istifa ediyorum”, “Hay haaay, o zaman tutmayalım biz sizi, yanlız eşyalarınızı toplarken muhasebeye uğramayı aklınızdan geçirmeyin, iş kanunun ...... cü maddesine göre tazminatsız kovuldunuz”

Hayatla ilgili, ilk iş kazığı yiyenler genellikle üniversiteden yeni mezun çaylaklardır. Ben de dahil. Çünkü üniversitelerde de işin pratiğini öğretmezler. Siz de sanırsınız ki, mezun olunca herşey muhasebe hocasının anlattığı gibi olur. “E hani, böyle defter-i kebir tutacaktık? Mizan falan; yok onlar artık bilgisayarda şu programla tutuluyo, onu bağımsız denetçi firma yapar, bizle alakası yok, yok uluslarası bilmemne protokolü var” falan falan. “E ben müşteriden çek aldım patron, ama kendi adı yazmıyo, bilmemne firmasının çekini verdi bana, napiyim ben şimdi, size mi vereyim gerçi ben başkasına verdim bu çeki olduğu gibi. Acaba yanlış mı verdim?” “Kızım sen de ne salaksın, ciro etmedin mi yoksa“Ama müdürüm ciro etmek ne demek ki? Hem bakın; aristo der ki?!?!?!?”
Sevgiyle kalın

4 yorum:

yemekvebiz dedi ki...

Bende asla bu sorularin cevabini bulmus degilim, 23 senelik basarili bir is hayatim var ama hicbirinde havuz problemi cozmemi gerektirici bir olay yasamadim?
Okulda ogrendiklerimiz sanirim orada kaliyor, yasam tecrubelerle kendini ikame ediyor, Izmirime selam olsun benden.
Sevgilerimle.
Zeynep

Alper Akcan dedi ki...

Ben hep sevdim trigonometri, matematik. Deliler gibi sevdim hem de. Doğru, hiç biz zaman havuza girerken ya musluklarda ikisini kaparsam, kaç gün sürer boşalması diye hesaplamadım ama sanırım bu problemlerin hayatımızdaki en önemli katkısı, beynimizin yağ tutmasını engellemesi. Sürekli bir jimnastik durumu yani. Bunu ben matematikle yaparken, siz güzel yazılarınızla, başkası şiir okuyorak yapıyor olabilir. Sağ beyin, sol beyin olayı. Ben ikisinin de kullanılması gerektiğini düşünenlerdenim. Sadece sağ beyin kullananlar sıkıcı, sadece sol beyin kullananlarsa deli değil midir? :)

Bu arada, yazılarınıza ben de yeni eriştim, hoşuma gitti çok. Buralardayım hep bundan sonra.

Aslicin dedi ki...

Al benden de o kadar!

Diploma bile sormuyorlar işe girerken.

Ben'ce dedi ki...

valla havuz problemleri ilkokuldan liseyi bitirene kadar başımın derdi olmuştur!!trigonometri,aritmetik,sayılar,integral,türev falan dersen bu konularda pek fena sayılmazdım,ama ben de coğrafya'dan hiç anlamazdım sadece ülkeleri şehirleri bilirdim o da günün birinde gider gezerim belki diye ilgi duyduğumdandı ama gerisi felaketti,tarihten hep son sözlülerde 5den şaşma 6yı aşma yöntemiyle geçerdim,edebiyata da aşırı merakım hiç olmamıştı her ne kadar okumayı sevsemde...çok ayıp belki ama şiir de sevmem ben pek fazla....hep yabancı dile ve matematiğe ilgi duymuştum ve 6 senelik iş hayatımda sadece bir tanesi gerçekten işime çok yaradı tabi ki İngilizce...Ama gerisi fosss...Benim için tarih,coğrafya,felsefe kabustu ve hiç bir iş görüşmemde çok şükür ki bana herhangi bir savaşın tarihi ya da meridyenler sorulmadı yoksa üniversiteden mezun olduğumdan beri hala bir iş hayatım omazdı...
Öptüm canım,
sevgiler