Salı, Eylül 12, 2006

Bu da Varan 2: Varan 1'i okumadan bunu okuma; anlamsız oluyor çünkü

Eğer halen başlığı anlamayıp Varan 2'ye dalıp okuyorsan, bu son uyarıdır okuyucu.. Bir önceki yazıya in ve Varan 1'i oku. Yok hala inat ediyorsan; benden günah gitti; bana ne; oku o zaman.

Varan 2:
... Şimdi işin komedisi bundan başlıyor. Bendenizin kozmopolit sınıfımızda epey bir platonik hayranı vardı övünmek gibi olmasın ama tipleri görseniz bana güler sonra da acırdınız. Benim üniv. yıllarında hiç erkek arkadaşım olmamasını okuduğum bu okula bağlarım ben. Bir de o yılların iğrenç giyim zevkini de üstüne koyarsanız; hepsi sabunluktu anlıyacağınız. İşte bu vatandaşların en seçmelerinden oluşan türkücü emrah, izzet yıldızhan, piyanist şantör kılıklı bu arkadaşlar arasında ben pek popülerdim. Onlar kendini halk çocuğu beni de sosyete İzmirli şımarık zengin kızı gibi görüp kendilerince acı çekerek platonikliğin zirvesini yapıyorlardı, bense çok eğleniyordum. Fotoğrafçılık hocasının oluşturduğu 100 kişilik grubumuzun içine nedense bunların tümü de girmişti. Doğadayken işim rahattı genelde makine hangisinin eline geçtiyse, beni çekmek için uğraşıyorlardı, havam 1500dü ama gel gör ki ya karanlık oda? Ah salak T.İ; k.ç kadar karanlık odada bu kadar insanla yan yana kalırsan; ve bu hayranların da karanlıkta k.çının dibinden ayrılmazlarsa? Hiç düşünmedin değil mi bunu?

Hoca: “hadi bakalım grup yan yana toplansın, şimdi filmi makinedan çıkarıcaz ama ışıkları söndürüyoruz, aksi taktirde filmler yanar; şimdi söndürdüm ışıkları, size filmi çıkarın diycem sarmaya başlayacaksınız sonra çıkaracaksınız. Hepinizin işi bitince kırmızı ışığı açıcam tamam mı? İğne nerdesin, çekil ışığın ordan, geç grubunun yanına”
Berbat 1 tecrübeydi arkadaşlar. K.çımdan ayrılmayan 3 tane hayran; karanlıkta uyuz oldum, tırstım, kokanı da var, terlisi de, sakarı da, eblehi de. Sağım solum sobe durumdayım; gözler karanlıkta belli bir süre sonra alışınca bana bakan o gözleri fark ettim; midem bulandı, sıcak ve yapış yapışız, oda küçük dibimde bir sürü insan var ve ben bana değilmesinden hiç hoşlanmam ama herkes bana terli terli değiyor. Baktım x,y,z üçlemesi farklı koordinatlardan taaruza geçiyorlar; bahaneleri de hazır; makina çok ağır sen filmi açamazsın biz sana yardım edelim: yok dedim, sıra bende, ben deniycem, yapamazsam alırsınız, yalnız biraz açılır mısınız, havasız kaldım” dedim. Yok anacım; kimse açılmadı kokudan bayılmak üzereyim; bana gelenler geldi; önüne gelen yapıştı sülük gibi , ben de bir “yaa Allah” çektim; makineyi açmasına açtım ama açarken tam 3 adet kurban verdim :) Nasıl mı? Birinin boyu benden bir hayli uzundu; doğal olarak beline gelen ben; makinenın kapağını açarken dirseğimle çocuğun malum yerine haşırt diye dirseğimle tepik attım; elim kaydı olayı; bir diğeri cüceydi resmen ve gözlüklerini çatlattım aynı bahaneyle; çünkü sol dirseğim de oğlanın gözlüğünün üstüne nişan almıştı; diğeri benim boyumdaydı ve öne eğilmişti hey Allah şansa bak ki ağır makine elimden kayıp diğerinin kafasına çaataanaaaak diye geçmişti.

Sınıftan aynı bölgeden 3 adet ahh-oofff-anacım diye inleme sesleri geliyordu, T.İ, o 3-4 dakikalık arayı doğru kullanmış ve 3 salaktan da kurtulmuştu. Seslerden uyuz olan hoca; stüdyoda kırmızı ışık yakıp kıvrılmış iki kat olmuş ve ön tarafını ovuşturan oğlanı, arkasında kafası şişmiş ve hafif yalpalayan oğlanı ve gözlükleri kurumuş tuz gölü gibi çatlamış cüceyi gördü. Oğlum ne oldu size, karanlıkta birbirinizi hacamat etmişsiniz…” “biz yapmadık hocam, makinenin kapağını açıyordu t.i., sonra yanlışlıkla oldu herhalde”, (aslanlarıma bakın; hiçbiri de laf söyletmiyo bana :P).. hoca “ ee t.i. nerde peki? T.İ? T.İİİİİİ? nerdesiiiiin?”…… cevap yok; T.İ; olay yerinden tüymüştü.

Kampus içinde bir yer – “Hey T.İ? napıyon çim üstünde, yoksa dersi mi ektin?” T.İ: (iç ses) hay 100bin kunduz; içerdeki salaklardan kurtuldum ama bu hiç hesapta yoktu, bir sen kusur kalmıştın!”yok canım ne ekmesi, ders erken bitti de bekliyorum diğer dersi” “bak burada yalnız oturma; senin gibi güzel kızı kaparlar.. ehee hee heee hüeee” T.İ: “…..yok ben dersibekliyorum, ne olabilir ki okulda; hem sen beni merak etme, sen fotoğrafçılık dersinde yok muydun?” “he he hee, fark ettin demek yokluğumu, yoktum T.İ.ciğim, annemgiller geldi memleketten onları aldım garajdan; bıraktım yingemgillere; geldim okula; ee nasıl geçti ders; valla nasıl geçsin; benim 3 leşim var sadece” “3 leş mi? Nasıl yani?” T.İ: “valla 3 tane tip bizim sınıftan, sinir ettiler beni, karanlık odadayız, uyardım onları ama o kadar yanaştılar ki sanırım yanlışlıkla 3ünü de gazi yaptım”, “seni rahatsız mı ettiler yoksa, kim onlar, söyle onları benzeteyim” şimdi bu cengaver kılıklı vatandaşımız tüy siklet olup boyu yaklaşık 1.50 civarında; gözlüklü, çelimsiz, fareye benzer biriydi ve o da benim 4. hayranım olup hayranlar listesinde hatırı sayılır bir yeri vardı. “yok canım ben hallettim merak etme; şimdi diğer dersi bekliyorum, sen git ders hala devam ediyor”, “aa gider miyim hiç senin gibi güzel bir kız burada tek başına bırakılır mı?” ya bırakılır oğlum, bırakılır; bırakın da beni okulun çimleri üstünde bir başıma; belki kısmetim açılır; bırakın beni yahu yalvarıyorum nedir bu makus talihim benim, evde kalıcam sizin gibi şapşallar yüzünden. Bu çocuk da nasıl anlatsam size Avrupa yakasında aslı’nın belalısı tacettin var ya hah işte aynı ses tonu, aynı diksiyon, aynı ebleh bakışlar ve aynı salaklık… “T.İ?”, “efendim tacettin (aslında adı başkaydı ki bu isimden daha komikti; şabandı) “T.İ benimle çıkar mısın?” T.İ. : “ neeeeee? Ne dedin sen?” “ne dicem sen şimdi helecandan acıkmışsındır, gel senle öğle yemeğine çıkalım, okulun tabildot yemekhanesine götüreyim seni , orda bu konuyu detaylı konuşuruz; ya da anamgiller geldi ya, istersen yingemgillere de gideriz, mis gibi yemekler vardır evde, hem tanışırsınız kaynaşırsınız” T.İ. “tacettin – pardon şaban ne diyosunn kardeşşşiiim? Duymamış olayım, biz senle arkadaşız, hiç yakışıyor mu sana, hem ben seni istemiyorum ki, bak tacettin hem canım burnumda bugün, bi de senle uğraşmayayım; bak eğer malulen emekli gazeteci olmak istemiyorsan ikile buradan, hadi canım; naş naş”

Aynı gün… yer: alsancak, vittoria; T.İ. taa liseden arkadaşları olan ve 9 eylülde okuyan arkadaşlarıyla buluşmuş kivili kup yiyor (oranın kivili kupu çok meşhurdu)… T.İ.nin arkadaşlarından biri “ay kızım, Burak harika biri, biliyo musun çıkma teklif ettiğinde cece’deydik, ay çok romantikti. Biliyor musun Mazda sxbilmemne’si var; diğeri; ya benimki de mühendislikte okuyo; ismi cenk. Ailesi Antalyalı, kızıımm Antalya sidede otelleri varmış 5 yıldızlı, okul tatile girsin, beni de davet ediyorlar, çok yakışıklı anlatamam; opel tigrası var, akşam plazada yemek yiycez davet etti; ayy çok heyecanlandım”

“eee T.İ sen anlat bakalım, egede durumlar nasıl? Seni yılannn, anlatmıyosun; kimbilir ne tipler vardır sizin okulda, sen kesin turnayı gözünden vurmuşsundur da nazar olayı falan diye anlatmıyosundur”
T.İ.”….. eee şeeeey, benim aslında 5-6 tane hayranım var tabi; ama buraya gelmeden önce en son; söyliyim: ismi şaban, yemeğe çıkma yeri okulun tabildot yemekhanesi, boyu benden kısa ve zayıf, fare gibi; kendisi annesigili bugün otogardan aldı, annesigil köyden bugün gelmiş, beni tanıştırmak istedi; yingesigil bugün yemek hazırlamış bende davetliydim ama gitmedim, çok ciddi, evlenmek istiyo; bir de xyz üçlüsü var ki onların da bu sabahtan koordinatlarını kaydırdım; onların isimleri de sizinkiler gibi; cenk, berk, burak gibi değil; ama söylemem gülersiniz, işte benden de böyle havadisler işte” (ağlamak istiyorum)

13 yorum:

Aslicin dedi ki...

Ti cim lise ünv derken ilk okulda aynı çıkarsa pes diyeceğim.

Ferahdash dedi ki...

ayy t.i., okul anılarımı canlandırdın valla. benim de hiç okuldan biri olmamıştı. yalnız sizin sınıf gerçekten ebleh doluydu. bizim sınıf biraz daha iyiydi ama ordaki çocukları da kızlar daha ilk haftadan kapmışlardı. stüdyoya gelince ordaki fotoğraf makinası hala reklamcılar tarafından kullanılan cinsten ama filmini bulmak zordur herhalde. bir de iletişimde okuyan kızların çoğu biraz salaktı galiba. o dönemde benim pentaxla
neredeyse sınıfın yarısının ödevini çekip hazırlamıştım. tv stüdyosu da bir alemdi hatırlarsın. sınıfın yarısının reklam filmini benim senaryom ve yönetimimle ben çekmiştim. reklam cılık dersinde uğur yüce bize kampanyalar hazırlattı. 3 ekipten biri bizimkiydi ben ekip başkanıydım ve bizim takıp açık ara önde kazandı. oysa ben de öyle yetenekli bi tip değilim aslında. ama kızların kafa bir türlü bu işlere basmıyordu. yani okul mezunlarının neden iş bulamadıklarını taa öss sınav sistemine inerek sormak lazım. ne kadar yeteneksiz ve algılama kapasitesi düşük ama inek tip varsa bizim oraya yollamışlar galiba. son dönemlerde hoca olan arkadaşların da pek farkı yok onlardan. neyse yine de o kadar kötü deildi.

eysean dedi ki...

ahahaha karanlık odaya giriceksen mümkünse tek başına girceksin :))

gayri_ihtiyari dedi ki...

vah garibim cok zorlu yollardan gecmissin ama teslim olmamissin helal sana

gazel vakti dedi ki...

Yazık be iğnecim onlarda insan evladı onlarıda bi ana doğur hiçmi acımadın.Demiyorum tabiki iyi etmişin eline sağlık.

vintage biscuit dedi ki...

bu yazi dizilerinin hastasi olduk biz toplu ignem yauww:))))))

crystalsdreams dedi ki...

kızım senin anılar süper bomba:)
sen neymişin be abla:) -abla dedim evet ama kafiye açısından yoksa bi kastım yok,iğnecim kesinlikle hep kardeş olacak yaştadır:)-

fekat,sen bence gayet şanslıymışsın canım...ben tek tip insanların olduu,herkesin aynı model gece klübüne gider gibi giyinip geldii bir okulda okumuştum ve hep bööle bir kosmopolit ortam(kozmopoliti cümle içinde kullandım,kızmadı di mi cicim,hani yabancı kökenli ya o açıdan:)) istemişimdir...
ve ayrıca, insan accık acır be o yurdum delikanlılarına,ne bilim bari bi göz süzüp,iki mutluluk düşüreydin içlerine!
şimdi ne malum birinden birinin,gazete patronu falan olmadııı,biz bigün gazete dergi neyin çıkarmaya çalışırken,seninle kapısını çaldıımız adamın,koltuunu çevirdii gibi karşımıza o fakir ama gururlu gençlerden biri çıkmayacaaa:)
he
sorarım size sayın topluiğne,şimdi sen bizim dergicilik geleceemizle oynamış olmayasın o gençlik bilmişliinle:)

Ayn dedi ki...

Kalemine saglik benide o günlere götürdün.Bizim o günler biraz daha degisikti.Biraz yogun du galiba.Bir de Petek pastahanemiz vardi acaba duruyormudur ?..47 kusagi sizin kadar sansli degil mi bilemiyorum...
Saygilarla.

duygu dedi ki...

Hi hi...Bizim okul da Anadolu'nun bağrından kopmuş yağız Türk erkekleri ile doluydu. Birisine bir şey sormak istesen,anam kız bana bi şey sordu diye heyacanlanır,renkten renge girer,konuşamazdı.Biz de yandaki siyasalda takılırdık gözümüz gönlümüz açılsın deyi:)

Toplu İğne dedi ki...

aslicim ben zaten senle ikiz olduğumuzdan şüphelniyorum, hani kardeşler doğar ve anne alır birini, baba alır ötekini bunlar ikisi uzun bir süre salak salak birbirinden habersiz yaşarlar ve tesadüfen sonra öğreniverirler gerçeği! :)))kızım burçlarımız bile aynı; anla işte!

ferahcım, valla sen de benimkileri canlandırdın:)) burda beni en iyi sen anlarsın çünkü senle aynı okuldanız; evet sen daha şanslıydın, senin dönemde daha modern insanlar vardı da; benim günahım neydi? 4 yıl süren bir şoktaydım ben :)

evet eyseancım, olur da bir gün karanlık oda ayağıyla seni biri foto tab etmeye soktu diyelim; aman dikkat et eğer çocuğu beğeniyorsan gir, beter biriyse ucundan bile geçme. ha bi de kırmızı loş ışıkta insan daha da ucube gözüküyor.

gayriye, olmadım teslim, valla 4 sene abaza olarak dolaştım, gururluydum, üniversitede hiç kimseyle çimler üstünde elele oturamadım ama gururluyum, o salaklara yem olmadım :)

gazel vaktim; acımadım, bana acıdılar mı? 4 sene yahu! be insaf; devamlı dibimdeydiler; bu size anlattığım denizde kum valla.

Toplu İğne dedi ki...

vintiççım, gazel'e de söyledim ya bende anı denizde kum :)) bir insan sakar, bahtsız ve zaman zaman da sazan olunca başına gelmeyen kalmıyor tabi :))

:)))) leen gristıl; beni güldürdün allah d aseni güldürsün, hakkatten yaw, şimdi biz senle ikimiz tık tık tık eyi günler şeklinde bir dergi patronunun kapısını çalıyoruz; "giiirrr" diyor, biz senle ite kalka giriyoz içeri; tabi aynı anda girmeye çalıştığımız için kapıya sığmıyor ve içeri yuvarlanıyoruz :)) adam arkası dönük..ay ay ben yazamıycam kotum resmen :)))))))

erdil bey; ya sormayın bende birbirinden alakasız bolca da gülme soslu çok fazla anı var. yanlız tek kötü şey bu anıları toparlayıp hangisini yazacağıma karar vermek; çünkü gerçekten çok komik.sanırı zaman zaman yer vereceğim burada onlara. sizin de kaleminize sağlık; teşekkür ederim desteğiniz ve güzel sözleriniz için.

duygucum aynen yahu! biz de bu anadolu bağrından kopup gelenlerden kaçmak için fakülte karşısındaki dişçilik fakültesine giderdik ama heyhaaat orda da benim ilkokul arkadaşım dişlek-gzölüklü balta kaş kerem adlı arkadaşım okuyordu, ve ne zaman gitsek T.İ diye bağırıp dibimden ayrılmazdı ve tabi yin kısmetim kapanırdı :(

eysean dedi ki...

babam fotoğrafçı benim .. yani ben atarım belki karanlık odaya birileri ahahahhaha :)

dentista-aylin- dedi ki...

ay cok komik..
bu arada sizin okuldan kizlar bizim okula kantine erkek araklamaya gelirdi.malum dishekimi hic yoktan iyidir ilerde belki para kazanir falan filan..biz de bozulurduk... zaten olanlarin iyileri erken kapilirdi, bide boyle basin yayindan dis mihraklar geldi mi(ki gelenler hep bakimli ve hos ,fonlu balyajli kizlar olurdu) EE biz desen zaten hasta bulucan, puan topluycan, ders calisacan ,dokum yapican falan degil genckizlik insanliktan cikmis dolasirdik..hey gidi gunler hey..benimde karanlik oda anilarim vardir,hanzolarla film banyo etmisligim..Ay sanki resmen isik kapaninca ozlerine donuyorlar eblehlerim.