Perşembe, Aralık 07, 2006

Şeytan aldı götürdü ve Nasıl Hipnoz Olunamaz? başlıklı bir durum komedisi :))

Bundan 2 yıl önceydi. İşyerinde bir arkadaşımın doğum günü için ve ayrıca da başka bir arkadaşımın ev hediyesi için ne alacağımızı kara kara düşünürken, benim zevkime ve iflah olmaz organizatör ruhuna çok güvenen diğerleri; ben salağını gaza getirerek, hediye seçme, kredi kartıyla satınalma, paketletme, bagaja koyma, bagajda uygun tarihe kadar bekletme, para toplama, kutlamaya giderken de getirme gibi büyük bir yükün altında bıraktılar. Hoşuma gider zaten benim bu tür şeylere ön-ayak olmalar. Zevkli biri olduğumu söylerler. Evet zevkliyim ama salağım da ayrıca. Bunu düşünmeyip bu büyük görevi üstüme verirlerse; olacaklardan sorumlu olamam aslında değil mi?

Şimdi ben salağı ev hediyesini aldım, 2 adet yatak odası başucu abajuru. Ve doğum günü olana da 37 ekran bir televizyon. Cırrrt kredi kartlarını geçtim. Tv’yi taşıdılar sağolsun hediyeye katılımcılardan biri ama sorumluluk bende tabi. Ne de olsa tüm ücreti zat-ı şahanem ödedi. Hediyeler sahip ve sahibesine verildi, hayat güssel, lay lay lom, öpücükler, mumlar, içkiler, danslar, kutlamalar; e iyi tamam buraya kadar di mi?

Ertesi hafta “eveettt millet, paralar paralar bozulmasın aralar “şeklinde başladım paraları toplamaya. Ve topladım da. Araklanmasın ya da kaybolmasın diye öyle bir yere soktum kiiiiii. Velhasıl ben de bulamadım. Allahım çıldıracağım her iki kodumun hediyesi için toplanan paralar yok! Ölücem işyerinde herkes (hediyeleri alanlar da dahil) elbirliğiyle paraları arıyoruz. Ekstrem geldi, kol gibi; ödeme günü yaklaştı yok yok! Kimselerin de günahını almak istemiyorum, hatırla iğne en son şuraya koymuştun hani diye telkin ediyorum yok. İnanın talan ettik heryeri yok! Kendime küfür ede ede ödedim tüm hediyeleri. (Ulen Barış ve Aslı, bana sizin ömür boyu doğum günü hediyesi almanız lazım, resmen ben almış oldum size onları! Bu parantez içindekiler kendi iç sesimdir-yanlış anlaşılmasın)

İşyerinde başka bir arıza arkadaşımın da eniştesi izmirin en kazık pardon- öhö öhö-usta diş hekimlerinden. Hani bir dolguya en az 300 yetele ödersin, üstüne bi cila 300, bi beyazlatma 500, çıkarsın ordan donsuz…
Arkadaşın iddiası: “benim enişte hipnoz eğitimi aldı iğne, hipnozla bayıltmadan operasyon yapıyor.” T.İ: “Hadi canım, nasıl uyutuyor mu milleti, ben inanmam olum öyle şeylere, beni uyutacak hipnozcu daha anasının karnından doğmamıştır. Ben, iğne; baksana sen benim gözüme, bende uyutulabilecek bir göz ve çene var mı?” Arkadaş: “ay seni bilmem gerçi eniştemi uyutabilirsin sen çenenle ama gel seni benim enişteye götürelim, seni hipnoz yapsın, bak o paraları nereye koyduğunu hatırlayacaksın kızım” parayı duyunca açıldı tabi gözlerim, inanmak istedim arkadaşımın hipnozcu – pardon dişçi eniştesine-aradı hemen eniştesini, vıdı vdı dır dr vır vır da anlattı işte olayı. İş çıkışında gelsin dedi. Anacım ben bir tırstım, yahu şimdi elin adamı hipnoz edecek beni, ben ya hipnoz olmazsam ya da olursam ve bilinçaltım ortaya çıkar da elin adamına rezil olursam, abuklarsam? Hayır hayır, evet evet, hayır hayır, evet evet şeklinde 1-2 replik attırdıktan sonra karar verdim, iş çıkışında, iğne ve 2 saz arkadaşımla beraber gittik muayenehanesine. Siz dedim burada bekleyin, ne içeri gelin ne de gidin, oturun orda dedim. Bunlar nasıl gülüyorlar anlatamam, maytap geçiyorlar benle. Ama sorun büyük: k.çıma kaçtı bütün o hediye paraları, ben gitmeyeyim de kim gitsin? Yatırdı doktor beni odadaki dişçi koltuğuna. Ayarladı koltuğu da yatay pozisyona. Derdini söyle dedi. Ayy çok komik. Sanki psikologa gitmişsin. E bu adam dişçi be yahu? Ne dicen adama? Herneyse, merak etme dedi doktor, az sonra paranı nereye koyduğunu ya da nerde ne yaptığını öğreneceksin. Ohh dedim kendi kendime nihayet ama doktor ben 1 tek şeyden korkuyorum o da kendimden dedim. Ben hipnoz olamayacağım gibime geliyor, çünkü ben öyle şans tantralarına, mantralara, hipnoza, telepatiye, reikeye falan inanan tiplerden değilim. Aşırı pozitif ilim yüklüyüm, bilmem anlatabiliyor muyum dedim.
Doktor: “iğne istersen sus biraz, sakinleş, bak ben de konsantre olayım” dedi. Kibar adam, bu laf ne demek? Kapa çeneni demek değil midir? “şimdi iğne tavana bak ne görüyorsun?”
İğne: “lamba, kenarlarda da spot koydurmuşsunuz, ayy muayenede de kartonpiyeri ilk kez görüyorum, ilahi doktor bey! Bu karton pieyere neden pier derler ki doktor bey”
Doktor iğnenin düşük çenesini duymamazlığa gelerekten: “yukardaki lambanın üzerinde 2 tane hologram göreceksin, onlara dikkatli bak, ben lambanın pervanesini döndürmeye başladım şimdi sen gözlerini çekmeden 4 dakka o holograma sürekli bakacaksın iğne, bak o da dönüyor, tamam mı iğne?” İğne: “haa, tamam bakıyorum, aaa Fendi bu! Ay bizim millet de amma taklitçi yahu, yuuh peees yani doktor bey bu lambanın üstündeki hologram resmen Fendi’nin logosu. Benim güneş gözlüğüm vardı da kenarlarında ve gözlük kapağında aynı logolar vardı. Şimdi pervaneli lambaların ortasında ne işi var di mi bu logonun?”
Doktor: “iğnecim, sus istersen bak hipnoza giremiyorsun” İğne: “hııı, tamam sustum”
Dış sesler: “da dad daaaaattt (korna efekti), keh keh keh, kıh kıh kıh , napıyodur acaa iğne, sence hipnoz olmuş mudur, ha haa haa, ay neler saçmalayacak acaba? (dışarıda bekleyen arkadaş efekti) İğne: “yaa ben susuyorum ama bunlar susmuyor ki?, şey doktor bey benim alerjim var şu çiçek tıkadı beni, burnumun dibinden kaldırır mısınız lütfen?”
Doktor derin bir iç çeker, vazoyu kaldırır ve hipnoza devam eder: “iğne şu an yemyeşil bir vadidesin, uçsuz bucaksız bir ufuk var karşında, ufuğu görüyor musun? İğne:“yoooo” (iç ses: ya ufuk bizim işyerinin doktoru, tek gördüğüm ufuk , doktor ufuktur, bak bana centrum vitamin ve alerji hapı getirtecekti tüü alla’m ya unuttu vermeyi, ah ulen ufuk yaaa” Doktor: “iğne yeşil vadidesin yemyeşil ağaçlar var, görüyor musun? Hisset iğne, hisset lütfen” İğne: (iç ses“yeşil vadi bizimdir, yaşasın Tosun Paşaaa, hayır tosun şaban paşa! Yürüyün seferoğulları, kahrolsun tellioğulları) “doktor bey ben vadi madi görmüyorum” Doktor: “tamam iğne, hayal et o zaman, sen o vadide yürüyorsun, bak uzakta ufukta bir balon var kırmızı, sana doğru geliyor yakala onu iğne!” İğne: (iç ses: hay alla’m ya, çattık, ne ufuğu ne balonu kardeşim, yok işte!) “doktor bey bir şey söyleyebilir miyim?” Doktor bıkkın bir şekilde “söyleeee” İğne: “ balon dediniz ya kırmızı hani, aklıma küçükken gittiğimiz İzmir fuarındaki balonlar geldi, babama aldırırdım, kırmızı boyalı, ay elleri nasıl boyardı o balonlar, bi de eve gelirsin, sabah pııssss sönmüş salonda yerde dururdu, ne üzülürdüm” Doktor: “iğne bak şimdi 1-2-3 sayıp parmağımı şaklatacağım, sen kalkacaksın, akşam televizyon seyrederken bir anda gözünün önüne o kırmızı balon gelecek ve sen kaybettiğin parayı nereye koyduğunu hatırlayacaksın, tamam mı” İğne: “valla dediklerini yemedim ama senin hatırına gece yarısına kadar tv seyredecem doktor bey, ama bence beni kesin hipnoz edemediniz doktor bey” Doktor: “sana öyle geliyor, hep öyle sanır hastalar ama bence sen de hipnoz olmuşsundur, balon iğne, unutma, yeşil vadi, balooon, kırmızı balooonnn” İğne: anladık, balon, ama siz de şunu bilin, o balon elinizde patladı çünkü ben hipnoz olmadım, parayı da bilmiyorum nereye koyduumu, para mara da vermem size ona göre.

Sonuç: 2 yıl geçti aradan, kuzu kuzu ödedim kaybettiğim hediye paralarını. Hipnoz mipnoz da olmadım, olamadım. Parayı nereye sakladığımı bulamadım. Bence o para çalınmıştı çünkü çekmeceme zarf içine koymuştum. Yani son hatırladığım oydu. Neyse oldu bitti işte, ama hipnoz maceram ömür boyu baki kaldı. Şu yukarıdakileri okuduktan sonra benim gibi birinin hipnoz olabileceğimi kim düşünebilir ki?

10 yorum:

KUGUU dedi ki...

Sahiden gece tvyi seyrettin mi:))
Yazikki calinmis o para.

gazel vakti dedi ki...

İğne varya o paralarını bulunması hatrına azcık çenemi tutardım ben yav.Bu ne bacım be.Ecük dilini dutsaydın paracıklarını belki kimin aldığını bile bilcektin.Nerdeyse ben bile hipnoz olcektim seni okurkene.Bide bişiy diyim kesin biri almıştır o paraları.Bi tanıdığın düğününde bi kızım şehir dışından gelen akrabalar hepsi soyulmuştu.Yapan belli arıza bi kişi hastalık haline gelmiş çalması.KLimse gözünle görmediğinden sensin diyemiyo.Biri bi kere mimlensin tamamdır.Yine harika bi yazı olmuş.

Deadora dedi ki...

gülmekten koptum yaa.. ufuktan doktoru, oradan ilaclarini, balondan fuari ve ellerinin kirmizi olmasini.. bi insan cabalasa hipnoz olmamak icin beceremez, masallah icses disses derken doktora kafayi yedirmissin :)

aslının güncesi dedi ki...

igneciim, kız ne aramıştık o paraları.Seferber olmuştuk hepimiz. Vada gerizekalısı da işyerindekilere (güloya) gördünüz mü paraları diye sormuştu da kıyamet kopmuştu hatırladın mı? Bu paralar sır oldu gerçekten, kimsenin günahını alamayız, şu aldı diyemeyiz ama alanın bir başka yerinden çıkar mutlaka.
Bu arada olayda adı geçen dogum günü çocucugum benim. ehe ehe. Ignecim sağolsun, hediye organizasyonunun yanında bir de gece dışarda parti organizasyonunu da yaptı. Cok guzel geçmişti. Tekrar teşekkürler igneciim, hem sana hem de diger can dostum arkadaşlarıma. Unutmayacağım bir dogum günü oldu benim için. Tabii senin için de!!!! Hiç unutmazsın 29.04.2005'i.:))
Opuyorum seni cok.

eysean dedi ki...

ahahah geçmiş olsun caaanım.. su istersin mi 2.yıl şerefine :D

Adsız dedi ki...

:))))))))))))))))))

biz toplu hipnoz olduyduk okulda. ben kendimi olduğuma inandırmak istedim ama ııh etkilenmedim. çünkü acaba diğerleri napıyor diyr düşüünmekten deni kenarındaki tatlı meltemi hissedemedim.

bide 2 sene önce karanlık fobim için doktora gittim. aciip pahalı geldi ama kararlıyım kurtulacam. ikinci görüşmede doktor koltuğa uzandırdı. hiç konuşma dedi. gözlerini kapat dedi. anlatıyor bişiler hayal et diyor. tam bişi sordu sanıyorum cevap verecem sus diyor. 20 dakka konuştu konuştu şimdi sesini çıkarmadan git dedi. bende gidiş o giidiş evdede yapardım ben onu :)

Nefin dedi ki...

kızım, adam yakışıklıydı en azından, bari onun hatırına çeneni tutsaydın biraz.
bizim celonun arkadaşı olduğu için ben bi kere gitmiştim o diş hekimine. 3 sene önce 300 milyon mu ne vermiştim bi kanal tedavisine. sosyetik doktor işte.
ama bana hipnoz neyim yapmamıştı, dayamıştı iğneyi, caaart diye uyuşmuştu ağzım.
zavallı adam, senin dırdırınla başa çıkamadığı için, seansı yarım bırakıp, "hödödödö hödödö, kırmızı balon görecen, hadi yallah" deyip sepetledi bence seni.
neyse, geçirilmiş, ay pardon geçmiş olsun şekerim tekrar. pek aranmıştı o paracıklar, ama günahı boynuna, ben de birinin aldığını düşünüyorum. dombili almış olmasın kız :))))

Toplu İğne dedi ki...

kupucum yeminle sabaha karlı saat 02. idi ben hala o zırva programları seyrediyordum, balon görecem diye! :))

gazelcim, napiyim çenemi tutabilsem zaten baştan o hediye almaya gönüllü olmazdım di mi? ben böyleyim işte, hiç değişmiyorum! senin düğün hırsızlığı olayına da pes doğrusu!!!

deam; sana yorum atamıyorum ben bir türlü. sorun bende mi yoksa sende mi, bir el atıver canım yahu! ve evet ben hipnoz için pek çabalamamışım yazarken farkettim :)))

Toplu İğne dedi ki...

aslıcım vala yazarken benim de aklıma o günler geldi, gülmekten zor yazdım. ama evet seni hiç unutmayacağım, televizyonunu seyrederken beni hatırla hep e mi canım! :))

eyseancim, evet 1 büyük bardak soğuk su rica ederim, lütfen:))

nescim, aman senin olay da daha bir egzantrikmiş. hiç toplu hipnozu da duymamıştım valla. biri öksürse, tıslasa, gitti tüm odaklanma :)) karanlık fobin için ise durum daha da komik. doktor beyler her hastayı aynı sanıyor demek ama yemezler. biz kiim hpnoz olmak kiiim?

nefincim, hatırlıyorum az kazık yememiştin sen o adamdan! ha ha haa. nasıl koymuştu sana hatırlıyorum, doktorun beni sepetlediğini düşünüyorum ben de. kırmızı balon falan da hikayeydi sanırsam :)) gitti paracıklarım yahu sorma, kesin çalındı o yoksa küçücük odada nereye girmiş olabilir di ki? gerçi o dmbemde dombili motorsikletini değiştirmişti di mi kız? bak acaba o mu arakladı paracıklarımı?

yalnızlar kraliçesi dedi ki...

hala hipnozun etkisinde olmayasın sevgili iğne:)))