Perşembe, Ocak 26, 2006

Spor Yapmak ya da Yapmamak! İşte Bütün Mesele Bu

Spor yapmayı hiç sevmiyorum. Sevmedim, sevemedim ve sevemiyeceğim. Spor insanın doğasına aykırı bi kere. Hadi ilk insanlar döneminde mecburen hızlı koşmak, atletik vücut önemliydi muhakkak. Boru değil, koskoca mamut koşuyo peşinden, yakalarsa ne olur bilinmez. Eh haliyle atletik olmak canını kurtarmak anlamına geliyodu. Öyle ya, hımbıl hımbıl çayırda ormanda dolanan piknik tipli bir mağara adamı, etobur bir dinazorun ara sıcağı olabilirdi.

E peki bize ne oluyor, bu kadar spor salonu, diyet, makinalar her bir yerine bağlı, koş babam koş.. Sanırsınız arkanızdan puma kovalıyor, yani koşmazsan ilk insan ata’nın makus talihi sana da musallat olacak. Hadi koştun diyelim de nereye gidiyosun? Kendi çapında dönen bir bant üzerinde amaçsız, varışsız koş bakalım. Olduğun yerde saymak deyimi bu olsa gerek.
İki sene evvel gaza geldim, spora gidicem. Çevremdeki çoğu kişi gidiyor ya, kendimi ezik hissettim, sürekli aynı heyecanlı teşvik sözlerini dinliyorum.
- Ay mutlaka gelmelisin, nasıl fit (!) oldum anlatamam, selülitlerim kayboldu , kilo verdim, nefesim açıldı, akşam iş çıkışı gdiyorum, haftasonu komple ordayım, havuzu var, saunası var, buhar odası, jauzisi var.. Kesin gel!
Eh hadi madem, ben de yazılayım, önümüz yaz, zayıflarım, ben de fit (!) olurum, hem jakuzi var, sauna var, oh yay babam yay!
Gitmez olaydım, hem paraları bayıldım bir de üstüne üstlük gerizekalı gibi yıllık üye oldum. Benim gibi “kezban sporcu müsfettelerini” üye yapan çocuk bana spor merkezini gezdiriyor, kendinden geçmiş spor manyakları hiçbiryere gitmeyen bantlarda koşup duruyor, tık nefes. Bir arkadaşıma raslıyorum, kolunda tansiyon aleti gibi bir şey bağlı, suratı pancar gibi koşmaktan patlayacak, ter içinde... Bana el sallıyor, ben işin dalgasında
- Hoop hemşerim yolculuk nere?
diye sırıtyorum, bana el sallarken adımları şaşırıp sendeliyor ve belli ki bana küfür saydırmakla meşgul. Baktım herkes bir şık, makyajlar,saçlar fönlü, eşofman ve ayakkabılar birbirine uyumlu, havuz sefasında bikiniler çekilmiş,pareo uyumu süper falan. Ben de gaza geldim ya, şimdi kendimi hülya koçyiğit’in kezban istanbul’da filmindeki gibi rezil hissetmemek için gittip kendime eşofman aldım, spor ayakkabısı, yüzücü gözlüğü, spor çanta, havlu derken bir de spor mağazasına bayıldım o kadar para. Ha sonra mı ne oldu? Yıl içinde toplam 6 kez giderek yılın en kek ve en muteber müşterisi seçildim. Gitti paracıklarım.

İlk gittiğimde dibimden ayrılmayan kıl kuyruk bir spor hocası (!) benim bir güzel ölçümü aldı, kefen dikecek sanki. Tuhaf tuhaf yağlı bölgelere bakarak bloknotuna bişeyler yazdı, suratı da bi ciddi anlatamam, sanki einstein’in izafiyet teorisini çözüyor. O makine senin bu makine benim 4 kat dolaştırdı beni. Herbirini denetti hunharca. Canımı yaktı, bilmemne kasım çalışırmış öyle yakınca bi de en az 45 dakka yapmak lazımmış o işkenceyi, ancak 45 dak.dan sonra yağlar yanmaya başlarmış. Yapamadığım zaman adamın suratının aldığı ifade bilal inci, erol taş tarzıydı. “Nihaaaa haaaa, yapamıyorsun işte, ben bu aletlere yıllarımı verdim, sen yağ fıçısı, kolay mı o dumble’ları kaldırmak, kollarında kas yerine patates püresi taşıyorsun, nihaaaaahaa”, şraaakkk (kırbaç sesi)

Sonra (işkenceden yaklaşık 4 saat sonra) erol taş beni havuz ve jakuzinin olduğu yere gönderdi, tam 1 saat yüzeceksin dedi.
- Ama hani sauna, buhar odası, jakuzi? Hani ben orda biraz dinlensem?
Adam bana bir zavallıymışım gibi baktı – “bir de bu haline bakmadan, utanmadan jakuzi istiyorsun ha? – çabuk dooğru, havuza saat tutucam 1 saat yüzeceksin” der gibiydi. Ben mahçup “cup” havuza, yüz babam yüz, adam gitmiyor, yatır gibi başımda, “çabuk, çabuk, tempo, tempo, son 20 tur” dediğinden sonrasını ben hatırlamıyorum. Sanıyorum tansiyonum düştü ya da işime geldi numara yaptım ve adam acıdı “tamam serbestsin” dedi. Ben de
- “Heil, Hitler”!
diyerek çıktım havuzdan, girdim jakuziye. Ohhh be, dünya varmış, yıl içindeki diğer 5 gidişte de sadece o jakuzideydim. Hitler’e görünmemek için ikinci sefer baya çaba sarfettim ama sonra aklıma o spor merkezine bayıldığım paraları hatırlayınca benim Hitleri’in muhtemel 2 senelik maaşını karşılamış olduğumu düşündüm ve güvenim yerime geldi. Beni o jakuziden kimse çıkartamadı. Deli gibi çalışıyordum iş yerinde, spor merkezinde de ne gerek var çalışmaya, gir havuza lay lay lom, sonra da sıcak jakuziye. Tamam işte, al sana spor. Yalan söylemiyim, saunaya ve buhar odasına da girdim birer kez ama tıkandım, nefes alamadım, dar çıktım o havasız yerden, “amaan be, ne çıkarsın o jakuziden, kaşındın gene” dedim. Eşofmanlarım yepyeni durmakta, olan sadece yüzücü mayoma oldu, klordan laçka oldu lastikleri.

Ama yine de 6 kez gitmişliğim var bir yıl içinde. Günah yani. Demek ki spor bana haram. Sevmiyorum çünkü. Aslında ben suni olan şeyleri sevmiyorum.

Düşünsenize suni ışıkta suni yerlerde-kapalı ortamlarda çalışıyoruz. Suni ısıtıcı ve soğutucularımız var. Soluduğumuz hava bile gerçek değil. İçtiğimiz sular su, yediğimiz domatesler bile gerçek değil. Çayımıza attığımız şeker gerçek değil. Vazoyla gelen hediye çiçekler bile gerçek değil. Burnumuz, dudaklarımız, saçlarımız gerçek değil. Sonra gerçek olmayan spor salonlarına gidiyoruz. Koş diyorlar, o da gerçek değil. Kürek çek diyorlar, o da gerçek değil, ağırlık kaldır diyorlar o da değil, buhar odasına gir diyorlar, buhar da değil. O kadar suni şeyi kullanıp sonra sağlıklı yaşam için spor salonuna giden android tipler var mesela. Kaslanmış, ergenliğe geçemeyen erkeklere benzeyen kadınlar gördüm orda. Ben öyle olmak istemiyorum. Bir tek benim yağlarım gerçek galiba. Acaba o yüzden mi kurtulmak istemiyorum onlardan?

6 yorum:

ASLI dedi ki...

Aynı şeyi doğumdan sonra ben yaptım.

Allahtan aylık üye olmuştum.

Sevmedim sevemedim.

zeya dedi ki...

Ben kaç kere yaptım bunu 3 kere gittim bitti.Bİr de aldığım onca eşofmanlar,ayakkabılar elim de patladı. Ben gitmiyorum bare eve spor gelsin diye yürüme bandı aldım.Salonun baş köşesinde öylece duruyor. Bir de eve spor hocası çağırarak son noktayı koydum.Dersin yarısında miğde bulantısından ölüyordum.Bütün gün kustum.Sonuç büntem spor kaldırmıyor!!

Nefin dedi ki...

bizim air walker 2001 isimli uzay yürüyüşü yaptıran bisiklet bozuntusu bir aletimiz vardı. bir heves almmıştık, evliliğimizin 3.yılında. malum evlendikten sonra bir miktar kilo alıyorsun, düzenli ve hareketsiz yaşamdan ötürü.
3 ay kadar ilk gazla bindik. sonra yaz geldi. sıcakta bi de o bisiklete binip sucuk gibi terlemenin ne alemi var dedik ve bıraktık binmeyi. sonraki 2 yılını evimizde bornoz askısı olarak geçirdi. banyodan sonra ıslak bornozları onun kollarına asarak kuruttuk. çok işe yaradı yani.
kızım için oda hazırlamak gerekince, evdeki varlığı bana battı. bizim eski şirketin deposuna yollamıştım. bak, şimdi geri vermezler mi vermezler...ispatla, ne malum senin olduğu, öküz öldü ortaklık bozuldu diyebilirler.
neyse, diyeceğim, spor ben de yapamıyorum. doğamda yok. o verdiğim 19 kilonun ilk kısmını yaptığım yürüyüşlerin de sayesinde verebildim. diyetimin sonrasında da yürüyüşlere devam edebilseydim şu anda 38 beden bir arkadaşın olabilirdi. ama yok işte yok, benim de hamurumda yooook. şiddetle katılıyorum sana.

kurabiye_canavari dedi ki...

Hayatimin bi suru doneminde aerobiğe de, bu aletlere de gittim hirsli donemlerimde. Ama hakkaten dedigin gibi insanin dogasina mi aykiridir nedir, devamli olmuyor. Sonucta hic birimiz uzun mesafe kosucusu ya da ritmik jimnastikci falan degiliz. Bi de evden cikip oraya gidip, orda haydiii baştan aşağı ustunu basini giyip cikarmak...vb falan cok zor geliyor bana. Yani belki herkesin evinde tam teşekküllü spor salonu olsa, en ideali olacak.

Toplu İğne dedi ki...

secgili aslıcım, akıl işte, iyiki 1 aylık para vererek kurtulmuşsun, ben yanarım yanarım, giden yıllık paraya yanarım,inan o parayla bi avrupa seyahati yapardım.mis
zeyacım,haklısın eşofmanlar benim de elimde patladı, ben de onalrı sanki pazar günleri çok atletik ve sporcu ruhluymuşum gibi dışarıya pazar kahvaltısına giderken giyiyorum, millet "vay be,helal olsun,önce spor yapmış sonra da kahvaltıya gelmiş" desinler diye :)
Nefincim sen söyleyince benim de aklıma bizim yazlıkta duran "ab-shaper" aleti geldi. tv'den satın alınan bir programdan 2taksitle almıştım, 3 kez bindim, devasa bi alet.2 koca kolu var; şuan benim yazlıktaki odada, şort,bikini,havlu falan asmaya yarıyo
sevgili kurabiye canavarı, haklısın spor salonlarına bi de üstüne değiştir, milletin girdiği o pis duşlara gir, duş terliği ayrı,şampuan ayrı,ter havlusu ayrı,duş havlusu ayrı, ayy şiştim, ama ben kendimi biliyorum, benim evimde olsa öyle bi salon; eminim örümcekler sarkardı kapısından ya da en kısa sürede giyim odası falan yapılırdı

Aa! Deli mi ne? dedi ki...

SLM!Haklısınız kızlar.Spor çook hoş moş iyi bişii ama koş koş nereye kadar kardeşim.Oturup kalıbı dinlendirmek lazım.
Spor hocama sormuştum:_"Ömrünüz boyunca spor yapmak zorunda olduğunuzu bilmek size korkunç gelmiyo mu hocaam?"
"Yoo" dedi ama,kadıncağız çökmüştü sorumla,kaçmaz benden.