O filmde de annesi yaşındaki, erkeklerin ağızlarının suyunu akıttığı mahallenin tombul, koca memeli ablasına aşık olan Freud’un kulaklarını çınlatacak bir çocuk-ergen hayranlığı sergileyen yarı spastik ve nevrozun alt ve üst notalarında gezinen bir oğlancık vardı. O Fahriye ablaya nasıl da aşıktı.
Nedense Okan’ın o kavruk kalmış haliyle Banu’ya bakışlarını, göz süzmelerini, öpebilmek için yaptığı yalakalıkları görünce aklıma o film geldi. Önceleri bir gazetede Okan’ın röportajını okumuştum. Babasız büyümüş ve evlerinde de annesi, teyzesi ve diğer kadınlardan oluşan “erkeksiz” bilumum kadınların içinde yetişmiş. Fahriye abla filminde Müjde’ye aşık olan o oğlan çocuğu da öyle birşeydi.. Bilemiyorum nedense burada Banu Alkan, Okan’ın Fahriye Abla fantazisini tekrar hayata döküyor gibime geliyor.
Kimi de klasik yorumlar katarak olayı basite indirgiyor: Yok efendim Okan çok zekiymiş (ki bence de- buna itirazım yok), aslında Banu’yla dalgasını geçiyormuş, aslında Okan’ın amacı Banu’nun gerizekalığını Türk halkının gözüne sokmakmış... Yok Banu aslında bir feneomenmişşşş (!). E pes yani.. O kadar da basit değil. Olayı basite indirgeyip bizleri aptal yerine koymak da biraz ayıp olmuyor mu? Biz Banu’nun ne menem bi şey olduğunu anlayacak kapasitede değil miyiz? Okan bunu inceden hicvederek bizlere öğreteceğini sanarak bizi gerzek mi zannetmektedir? Hem Okan %100 zeki, muhteşem, mükemmel ötesi bir insan mıdır, onun da bir zaafı olamaz mı, onun da kişiliğinde hasara uğramış bir parça bulunamaz mı? Bence basbaya Okan’ın da Banu'ya zaafı var. O kadıncağız da kendini Afrodite benzeten bir zavallı “looser”! Okan yıllardır ekrana o kadar abuk insan çıkarttı ama hiçbirine Banu teyzemize çektiği kadar yağ çekmedi. Milleti kıtır kıtır doğrayıp parça pinçik ederken, Fahriye ablasına bu kadar kıyak ve yağ çekmekle beni tiksindirdi. Bir seyirci olarak beni, bu gereksiz şova ortak etti, ben de bu Freak show’u izliycem diye kendime olan saygımı yitirdim. Dumurluğum daha yeni yeni geçiyor.
